Bunun bir akım olduğunu farkında bile değildim aslında... Taşınma esnasında rahatsız oldum hayatımdaki fazlalık eşyalardan. Küçücük 2+1 evin her köşesi tıkış tıkış eşya doluymuş meğerse.
Topladım ama bazılarını neden topladığımı bile anlamadım. Sırtımda taşıdığım ağır bir yük gibi geldi evim.
Sonra ufak ufak başladım eşyalarımla vedalaşmaya ve yeni yükler edinmemek için söz verdim kendime. İşe yaramayanlardan bir şekilde kurtuluyorum artık ve yeni bir şey alırken de iki kere düşünüyorum. Soruyorum kendime; bunu ne kadar istiyorum ve gerçekten kullanacak mıyım?
Doğumdan sonra aldığım kıyafetler çok az. Bir, iki gömlek ve tişört, üç pantolon ve bir tane de mont aldım. Onlarda ihtiyaçtı gerçekten. Şu ara iki de kazak alsam fena olmaz diye düşünüyorum. Evde birsürü bot var bu kışı onlarla geçirmek için de kendi kendimle sözleştim bile.
Bu arada internette dolaşırken fark ettim ki kendini alışverişe kaptırmaktan sıkılan, dolapların gereksiz kalabalığından bıkan bir tek ben değilmişim meğer. Bu bir akım olmuş dünyada. Okudukça daha çok heveslendim, fark etmeden katıldığım bu akımın içinde olmaktan mutlu olmaya başladım.
Hayatımı sadeleştirmeye dair bir hedef listem var artık. İşte şöyle:
1. Mutfak: Yeni tabak, çanak, cicili bicili araç gereçlere dönüp bakmıyorum bile. Yeniden kendi evime taşınana kadar ihtiyaç harici çöp bile sokmayacağım mutfağa. Mesela şu ara bir miktar su bardağı almam lazım. Kırıla kırıla eksilmiş biraz. Evi taşırken de bütün mutfak eşyalarını ayıklayıp iyi durumda olanları ihtiyaç sahibi birine verip sıfırlama düşüncem var. Yeni evde azıcık, öz bir mutfak istiyorum.
2. Salon: Oturma grubunu taşınırken atıcam. Eskidi zaten taşınmakta bir-iki sene sürse zaten iyice cılkı çıkar. Masa ve sandalyeler iyi durumda, zaten minik oldukları için seviyorum. Yeni evin bir köşesine de uyarsa onlarla yaşamaya devam edebilirim.
3.Halılar: Taşınırken atılacak kesin.
4.TV ve ünitesi:Televizyon kalır daha iş görür ama ünitesi kesin atılacak. Bir dahaki evimde duvara monte bir şekilde halledebilirim. Zaten evde kullanmadığımız bekleyen bir duvar aparatı da var o da işe yaramış olur. İkinci minik TV'yi de işe yaratamazsam annemlere vermeyi düşünüyorum. Zaten hiç kullanmadık.
5. Oturma odası: Küçük oturma grubumu seviyorum az da kullandık. Taşınma işi çok gecikmezse onu da alabilirim sırtıma :)
6. Leyla mobilyaları: Beşik, park yatak ve komidin iyi durumdalar, onlardan vazgeçmeyi düşünmüyorum. Ama eski gardolabımı atıcam. Hem artık taşınmayı kaldıracağını zannetmiyorum. Hem de evin durumuna göre yeni bir dolap Leyla için daha kullanışlı olabilir. Tek kişilik bir yatakta uyuyabileceğini gözüm keserse de İKEA'dan anneme aldığımız karyolayı çocuk yatağına dönüştürücem. Olmazsa onu da ihtiyaç sahibine ulaştırırız.
7. Yatak odası: Yeni evde yatak odası ve giyinme odasını ayırma hayalim gerçek olursa, takımımı tamamen bir ihtiyaç sahibi ile buluşturmayı düşünüyorum. Dolabımı filan çok seviyorum aslında ama hepsinden kurtulup daha kullanışlı bir yaşam alanı hayalimi inşallah hayata geçirebilirim. İşte o zaman duvardan duvara yer yatağı olan bir oda hayal ediyorum. Üçümüze ait uyurken birimizin yataktan düşmeyeceği :).....
8. Kıyafetler: Yeni bir şey alırken iki kere düşünme kuralına devam ve kullanmadıklarımdan da kurtulmaya devam. Bir de bundan Leyla'ya birşey dikerim diye ayırdıklarımdan vazgeçebilsem!
9. Kitaplar, kütüphane, çalışma odası: Bu konuda minimalist düşünemiyorum malesef. Hatta maksimal hayallerim var. Yeni evimde çalışma odasının yanında bir de hobi odası hayalim var. Bir köşesinde dikiş makinemin durduğu, iplerim ve kumaşlarımı koyabileceğim, kafa dinleme mekanı. Çünkü çalışma odasına Aydın el koydu. Kitaplardan ayrılabileceğimi düşünmüyorum. Akademik devam etme durumum da olursa çalışma odası zaten her zaman şart gibi. Belki bir gün bu yükten de vazgeçerim ama şimdilik zor gibi duruyor.
O zaman duamızı da yazalım. Bize sade bir hayat sürebileceğimiz içimizi ferahlatacak bir ev nasip et Allah'ım.
Bu kadar....
21 Kasım 2016 Pazartesi
14 Ekim 2016 Cuma
MİNNOŞ KUZU
Yine bir kuzu ile karşınızdayız. Bu örneği %100 yün bir iple örmek istedim ama yakındaki yüncülerde sadece bu pembeden bulabildim. Çok güzel oldu. Diğer iplerle yaptığım denemeler bu kadar içime sinmemişti.
Tarif burda: https://www.instagram.com/dileksworld/ Hem videolu hem de resimli güzel bir anlatım. Pıtırcıkları yapmak çok keyifli. O kadar keyif aldım ki burdakinden büyük olsun dedim ama dengeyi tutturamadım, koca kafa oldu :)
Kullandığım ip: Pembe- Alize Cashmira
Kahve-Yarnart Jeans (Çift katladım)
Tığ: 2,5 numero
Tarif burda: https://www.instagram.com/dileksworld/ Hem videolu hem de resimli güzel bir anlatım. Pıtırcıkları yapmak çok keyifli. O kadar keyif aldım ki burdakinden büyük olsun dedim ama dengeyi tutturamadım, koca kafa oldu :)
Kullandığım ip: Pembe- Alize Cashmira
Kahve-Yarnart Jeans (Çift katladım)
Tığ: 2,5 numero
10 Ekim 2016 Pazartesi
UYKU TULUMU
Piyasada doğru düzgün ve uygun fiyatlı bir uyku tulumu bulmak çok zor. Evdeki bebek ise üstünü örtmeden uyumakta ısrarlı ve havada giderek daha soğuk olmaya başlayınca ne yaptım? Tabi ki bir uyku tulumu diktim :)
Nasıl yaptım?
Kızılaydaki Bursa Kumaş Pazarından bir metre renkli, bir metre düz pazen, bir metrede beyaz ribana aldım. ( Tabiki bir metre çok çok fazla çıktı ama acemi olunca işte beceremezsem diye bol bol aldım.) Bir ipçiden de 50 cm beyaz fermuar. (Acemiler! Eve gelince kumaşlarınızı mutlaka yıkayın. Ben unutmuşum da...) Evde kullanmadığımız bir uyku tulumu vardı onu üzerine koyarak kalıp çıkardım , itiraf edeyim hiç düzgün olmadı, kolları iki kere kestim yine de başta bol oldu, sonra bi daha kesip daraltmam gerekti. Bir daha yaparsam daha doğru düzgün bir kalıp çıkartıp onu da paylaşacağım.
İçine konulacak düz parçaların omuzlarını, kollarını ve ön ve arka parçaları birbirine diktim. Aynı işlemi bir de renkli kumaş ile yaptım. Yani elimde iki adet bacak arası henüz dikilmemiş tulum oldu.
Sonrası işte çok karışıktı benim için... Önce fermuar ve yakaya dikilecek ribanaları katların arasına gelicek ve dikişleri iki katın arasında kalıp gizlenecek şekilde teğelledim. Önünü çevirip düzgün olduğundan emin olunca da sıkı sıkı makineyle diktim. Henüz makine dikişimin güzel olacağına güvenmediğimden ribanalı parçaları hem düz hem zikzak dikişle iki kere diktim, kumaş atmasın diye. Doğru mu yaptım, bilmiyorum gerçekten.
Sonrada yine dikişler içte kalacak şekilde bacak aralarını diktim. Önce tersine çevrilmeyecek diye korkmadım değil. Ama çevriliyor, bacak boşlukları ters çevirmek için yeterli geldi.
En son kol ve bacak ribanalarını kesip yine hem düz hem zikzak dikişle monteledim. Sadece buraların dikişleri görünür olacaktı ama kol ağızlarının çok bol olduğunu farkettim ve kolları daralltım.
Kollar böyle kalsın istemedim, uzun olması sorun değil ama çok boldu, bu yüzden düzgün kalıp çıkarmak veya hazır kalıpla çalışmak önemli aslında...
Neyse her yanı düzgün olmasa da iş görür, uyurken sıcak tutacak, çift kat pazenden uyku tulumumuz hazırlandı. Bir tane daha dikme amacım var. Bu sefer kumaşlarımı yıkadım, acemiliğimi attım, hayırlısı Allahtan...
Sımsıcacık rüyalar görsün kuzucumm :)
Nasıl yaptım?
Kızılaydaki Bursa Kumaş Pazarından bir metre renkli, bir metre düz pazen, bir metrede beyaz ribana aldım. ( Tabiki bir metre çok çok fazla çıktı ama acemi olunca işte beceremezsem diye bol bol aldım.) Bir ipçiden de 50 cm beyaz fermuar. (Acemiler! Eve gelince kumaşlarınızı mutlaka yıkayın. Ben unutmuşum da...) Evde kullanmadığımız bir uyku tulumu vardı onu üzerine koyarak kalıp çıkardım , itiraf edeyim hiç düzgün olmadı, kolları iki kere kestim yine de başta bol oldu, sonra bi daha kesip daraltmam gerekti. Bir daha yaparsam daha doğru düzgün bir kalıp çıkartıp onu da paylaşacağım.
İçine konulacak düz parçaların omuzlarını, kollarını ve ön ve arka parçaları birbirine diktim. Aynı işlemi bir de renkli kumaş ile yaptım. Yani elimde iki adet bacak arası henüz dikilmemiş tulum oldu.
Sonrası işte çok karışıktı benim için... Önce fermuar ve yakaya dikilecek ribanaları katların arasına gelicek ve dikişleri iki katın arasında kalıp gizlenecek şekilde teğelledim. Önünü çevirip düzgün olduğundan emin olunca da sıkı sıkı makineyle diktim. Henüz makine dikişimin güzel olacağına güvenmediğimden ribanalı parçaları hem düz hem zikzak dikişle iki kere diktim, kumaş atmasın diye. Doğru mu yaptım, bilmiyorum gerçekten.
Sonrada yine dikişler içte kalacak şekilde bacak aralarını diktim. Önce tersine çevrilmeyecek diye korkmadım değil. Ama çevriliyor, bacak boşlukları ters çevirmek için yeterli geldi.
En son kol ve bacak ribanalarını kesip yine hem düz hem zikzak dikişle monteledim. Sadece buraların dikişleri görünür olacaktı ama kol ağızlarının çok bol olduğunu farkettim ve kolları daralltım.
Kollar böyle kalsın istemedim, uzun olması sorun değil ama çok boldu, bu yüzden düzgün kalıp çıkarmak veya hazır kalıpla çalışmak önemli aslında...
Neyse her yanı düzgün olmasa da iş görür, uyurken sıcak tutacak, çift kat pazenden uyku tulumumuz hazırlandı. Bir tane daha dikme amacım var. Bu sefer kumaşlarımı yıkadım, acemiliğimi attım, hayırlısı Allahtan...
Sımsıcacık rüyalar görsün kuzucumm :)
27 Eylül 2016 Salı
UYKUCU KUZU
Bir yarım işi daha tamamlamanın gururuyla, sabahın köründe bu yazıyı hazırlıyorum. Kuzuyu yine instagramda gördüklerimin gazıyla başladım. Zaten ne zamandır bir kuzu örmek istiyordum, fotoğrafları görünce dayanamadım hemen evdeki iplerle bi tane yapıverdim.
Tarif: http://harugurumi.blogspot.com.tr/2008/02/baby-sheep-free-pattern.html
İp-tığ: sarı yerleri nako pırlanta-2.5 numero, beyaz kırçıllı yerler bilmediğim bir marka pamuk pamuk bir ip-3.5 numero (aslında beyaz yerleri herkes farklı bir iple yapmış, benim evde bu vardı. batması çıkması zor, ilmek saymak mümkün değil. O yüzden her sayıyı rastgele deyip sayarak yaptım.)
Tarif: http://harugurumi.blogspot.com.tr/2008/02/baby-sheep-free-pattern.html
İp-tığ: sarı yerleri nako pırlanta-2.5 numero, beyaz kırçıllı yerler bilmediğim bir marka pamuk pamuk bir ip-3.5 numero (aslında beyaz yerleri herkes farklı bir iple yapmış, benim evde bu vardı. batması çıkması zor, ilmek saymak mümkün değil. O yüzden her sayıyı rastgele deyip sayarak yaptım.)
26 Eylül 2016 Pazartesi
DİKİŞ HİKAYESİ
Ne zamandır aklım fikrim hep dikişteydi. Az zaman değil haa baya bi 5-6 yıldır hevesliyim ama gazı veren yok diyebilirim. Ev arkadaşımla ve bikaç meraklı arkadaşım konuşur dururuz hep bi makine olsa yapamazmıyız filan diye...
Ve derken geçen Mart ayı filan ilk gazı aldım. 'Kadının Fenni' kitabını duymuşsunuzdur, Feyza Altun Meriç'in. Uzun zamandır takipteyim kendisinin, gerek haberlerden gerek ig'den. Onun dikişe başlama hikayesi benim ilk gazım oldu. Neden ben de yapamayayım dedim.
Son gaz ise bilinen bir markette satılan ucuz Singer dikiş makinelerinin bizim mahalledeki markete de gelmesidir. Ufak bi araştırma ile işime yarayacak, öğrenme amaçlı güzel bir makine olduğuna karar verdim ve ilk anneler günü hediyem olarak kendime hediye ettim.
Daha pek vakit ayıramadım ama çalışmalarım devam ediyor. İlk ürünlerim ise şöyle:
Leyla'ya tayt: Aydının eski bir tişörtünün üzerine Leylanın bir taytını koyarak kalıp çıkarttım. Penye olduğundan esnek dikiş denemesi için iyi bir çalışma oldu. Tişörtün alt dikişlerini paçalara denk getirdim. Beline de bebe lastiği taktım. Baya giydi yazın Leyla Hanım, çok rahat etti :)
Leyla'ya şapka: Bayadır böyle hem kulaklarını hem kafasını örtecek, hafif bir şapka arıyor ve bulamıyorduk. Makineyi alınca babam artık bi şapka dikersin dedi :) Pinterestten bulduğum detaylı anlatım ve kalıp ile gerçekten çok güzel bir şapka çıktı ortaya. Hiç acemi işi gibi değil değil mi? Kullandığım kumaş poplin. Güneşliğin içine ise dik durması için ütüyle yapışan tela uyguladım.
Leyla'ya şalvar: Bu da benim eski bir pijamam. Pek giyemedim kumaşı filan yeni aslında ama kilo aldığım için bir kaç yerinden patladı kendisi. Ben de bir eşofmandan kalıp çıkararak bunu diktim. Beline ve bileklerine lastik geçirdim. Efil efil giydi Leyla Hanım sıcak yaz günlerinde. Artık küçüçüldü de kaldırdım bile.
Araba koltuğu örtüsü: Bunun ölçülerini kendim alarak yaptım. Baya yapboz oldu ama acemiliğimi attım. Baykuşlara Leyla bayılıyor. Hem uzun yolculuklarda daha az terletiyor, hem de dökülen saçılanları topluyor. Renkli kısmı poplin arkası düz renk pazen kumaş. Kenarlarına hazır kurdele biyelerden diktim.
Ve böyle maceramız devam ediyor...
Ve derken geçen Mart ayı filan ilk gazı aldım. 'Kadının Fenni' kitabını duymuşsunuzdur, Feyza Altun Meriç'in. Uzun zamandır takipteyim kendisinin, gerek haberlerden gerek ig'den. Onun dikişe başlama hikayesi benim ilk gazım oldu. Neden ben de yapamayayım dedim.
Son gaz ise bilinen bir markette satılan ucuz Singer dikiş makinelerinin bizim mahalledeki markete de gelmesidir. Ufak bi araştırma ile işime yarayacak, öğrenme amaçlı güzel bir makine olduğuna karar verdim ve ilk anneler günü hediyem olarak kendime hediye ettim.
Daha pek vakit ayıramadım ama çalışmalarım devam ediyor. İlk ürünlerim ise şöyle:
Leyla'ya tayt: Aydının eski bir tişörtünün üzerine Leylanın bir taytını koyarak kalıp çıkarttım. Penye olduğundan esnek dikiş denemesi için iyi bir çalışma oldu. Tişörtün alt dikişlerini paçalara denk getirdim. Beline de bebe lastiği taktım. Baya giydi yazın Leyla Hanım, çok rahat etti :)
Leyla'ya şapka: Bayadır böyle hem kulaklarını hem kafasını örtecek, hafif bir şapka arıyor ve bulamıyorduk. Makineyi alınca babam artık bi şapka dikersin dedi :) Pinterestten bulduğum detaylı anlatım ve kalıp ile gerçekten çok güzel bir şapka çıktı ortaya. Hiç acemi işi gibi değil değil mi? Kullandığım kumaş poplin. Güneşliğin içine ise dik durması için ütüyle yapışan tela uyguladım.
Leyla'ya şalvar: Bu da benim eski bir pijamam. Pek giyemedim kumaşı filan yeni aslında ama kilo aldığım için bir kaç yerinden patladı kendisi. Ben de bir eşofmandan kalıp çıkararak bunu diktim. Beline ve bileklerine lastik geçirdim. Efil efil giydi Leyla Hanım sıcak yaz günlerinde. Artık küçüçüldü de kaldırdım bile.
Araba koltuğu örtüsü: Bunun ölçülerini kendim alarak yaptım. Baya yapboz oldu ama acemiliğimi attım. Baykuşlara Leyla bayılıyor. Hem uzun yolculuklarda daha az terletiyor, hem de dökülen saçılanları topluyor. Renkli kısmı poplin arkası düz renk pazen kumaş. Kenarlarına hazır kurdele biyelerden diktim.
Ve böyle maceramız devam ediyor...
AMİGURUMİ ZÜRAFA
Ne zamandır bu zürafayı kesiyordum ig'den. Renk renk olması, filan çok hoşuma gidiyordu. İnstagram'da Nurcan Hanımın anlatımı sayesinde mükemmel bir zürafamız oldu. Leyla Hanım'da bayıldı.
https://www.instagram.com/b_nurcan/
Başta küçücük birşey olacak diye düşünmüştüm ama baya büyük aslında başladığım ipler yetmedi. Koskocaman bir zuzumuz oldu :)
Bu çalışmam çok güzel ve düzgün oldu. Çalışırken kullandığım yeni öğrendiğim tekniklerden de bu yüzden biraz bahsetmek istedim.
Yeni öğrendiğim ilk yöntem gizli azaltma. Yapanlar bilirler, normal azaltma ile ne kadar sıkı yaarsak yapalım bir delik kalıyor ve boncuk elyaf oradan pırtlıyor malesef. Gizli azaltma hem kolay hem de hiç delik kalmıyor.
https://www.youtube.com/watch?v=QLRzINioWZE
İkinci yöntem renkli sıralarda renk değiştirme. Bunu örneği veren Nurcan Hanım hesabında çok güzel anlatmış. Böylece renk değiştirirken olan kötü görüntü olmuyor harika sıraları olan rengarenk bir zürafanız oluyor.
Son yöntem ise ince tığla örmek. Farkettim ki ne kadar ince tığla örersem o kadar sıkı ve güzel bir amigurumi elde ediliyor. Bu zürafanın hiç deliği yok diyebilirim. Sert ama oldukça sıkı. Bundan önce ördüklerim bu kadar düzgün değildi itiraf etmem gerekirse :)
İp: Yarn Art Jeans çift kat
Tığ: 2,5numero :)
https://www.instagram.com/b_nurcan/
Başta küçücük birşey olacak diye düşünmüştüm ama baya büyük aslında başladığım ipler yetmedi. Koskocaman bir zuzumuz oldu :)
Bu çalışmam çok güzel ve düzgün oldu. Çalışırken kullandığım yeni öğrendiğim tekniklerden de bu yüzden biraz bahsetmek istedim.
Yeni öğrendiğim ilk yöntem gizli azaltma. Yapanlar bilirler, normal azaltma ile ne kadar sıkı yaarsak yapalım bir delik kalıyor ve boncuk elyaf oradan pırtlıyor malesef. Gizli azaltma hem kolay hem de hiç delik kalmıyor.
https://www.youtube.com/watch?v=QLRzINioWZE
İkinci yöntem renkli sıralarda renk değiştirme. Bunu örneği veren Nurcan Hanım hesabında çok güzel anlatmış. Böylece renk değiştirirken olan kötü görüntü olmuyor harika sıraları olan rengarenk bir zürafanız oluyor.
Son yöntem ise ince tığla örmek. Farkettim ki ne kadar ince tığla örersem o kadar sıkı ve güzel bir amigurumi elde ediliyor. Bu zürafanın hiç deliği yok diyebilirim. Sert ama oldukça sıkı. Bundan önce ördüklerim bu kadar düzgün değildi itiraf etmem gerekirse :)
İp: Yarn Art Jeans çift kat
Tığ: 2,5numero :)
GRANNY SQUARE BAG - NİNE KARELERİNDEN ÇANTA :)
Çanta belki bir senedir evde toparlanmayı bekliyordu. Leyla'yı beklerken internette dolaşan resimlerden anneme gösterdim o da hemen evdeki gereksiz iplerden kareleri tamamlayıvermişti.
http://tinyminidesign.blogspot.com.tr/2015/07/motifli-canta-granny-square-tote-bag.html
Sonra teyzeme vermiş parçaları o da birleştirmiş ama uygun sap bulamamış geri getirdi. Aylardır öylece duruyordu evde. Geçenlerde elime geçti ne yapsam etsem diye düşündüm, taşındım ve en sonunda bu çıktı ortaya. Sap için ipleri dokuzlu burup, makrome tekniği ile ördüm.
http://nazarca.com/6-sira-makrome-kemer-nasil-orulur
Astarı da eski bir çantamın atmaya kıyamayıp sakladığım astarından oluştu.
Ve bugün koluma taktım bile...
İp nako lüks minnoş, tığ 2,5 numero :)
http://tinyminidesign.blogspot.com.tr/2015/07/motifli-canta-granny-square-tote-bag.html
Sonra teyzeme vermiş parçaları o da birleştirmiş ama uygun sap bulamamış geri getirdi. Aylardır öylece duruyordu evde. Geçenlerde elime geçti ne yapsam etsem diye düşündüm, taşındım ve en sonunda bu çıktı ortaya. Sap için ipleri dokuzlu burup, makrome tekniği ile ördüm.
http://nazarca.com/6-sira-makrome-kemer-nasil-orulur
Astarı da eski bir çantamın atmaya kıyamayıp sakladığım astarından oluştu.
Ve bugün koluma taktım bile...
İp nako lüks minnoş, tığ 2,5 numero :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
LALALOOPSY Bebek-Elif Bebek
İsmi zor geldi. Çok yaratıcı kızım da ismini Elif koydu. Yine Tiny Mini Design blogundan bu sefer ücretsiz bir tarif. Tarif Kevser Sönmez ...
-
Leylanın öğretmeni maske partisindeki maskenin el yapımı olması gerektiğini söyleyince Pinterestte bir araştırma yaptım ve en kolayı keçe...
-
Daha önce de bahsetmiştim bir yazımda, amigurumiyi bir forumdakilerin destekleri sayesinde öğrenmişti. O zaman amigurumitr diye bir forum va...
-
Ne zamandır aklım fikrim hep dikişteydi. Az zaman değil haa baya bi 5-6 yıldır hevesliyim ama gazı veren yok diyebilirim. Ev arkadaşımla ve ...

